Küreselleşme, yenidünya düzeni, neo-liberal politikalara kurban edilen kamu hizmetlerinin geldiği yer; herkesin parası kadar hizmet aldığı, parası olmayan yoksulun kaderine terk edildiği, ticari anlayışın sosyal anlayışı yok ettiği bir ülkedir.
Değiştirilen kanunlarla haklarımız geriletilmiştir.
Rafta bekletilen düzenlemelerle de, tüm sağlık ve sosyal güvenlik haklarımız yok edilmek istenmektedir.
Anayasaya göre sağlık hizmeti, her Türk vatandaşının hakkı, sağlık hizmetlerini sunmak ise her hükümetin asli görevidir.
Ancak siyasal iktidar, Anayasal sorumluluklarından kaçmakta, kamu hizmetlerinin mali külfetini vatandaşın sırtına yüklemekte, sağlık ve sosyal güvenlik sistemini özelleştirmekte, kamu görevlilerinden aldığı katkı payını artırmaktadır.
Bir yıl önce yürürlüğe giren sağlık ve sosyal güvenlik kanunu daha şimdiden hayatımızı karartmıştır.
Bir yıl önce anlatılan süslü hayallerin yerini şimdi acı gerçekler almıştır.
Yeni düzenlemeler yoluyla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden faydalanması zorlaştırılmış, katkı payı uygulamasıyla, parası olmayana hizmetin de olmadığı bir sistem oluşturulmuştur.
Son bir yıl içinde adına reform denilen aldatmaca, sağlığımızı para babalarına ve özel sağlık kuruluşlarına teslim etmiştir.
Yasa çıkmadan önce ahkam kesenler, bugün kafalarını kuma gömmüş, üç maymunu oynamaktadırlar.
Hastanelere, tatil köyleri, oteller gibi yıldız verilerek, herkesin parasına göre sağlık hizmeti alacağı bir sistemin oluşturulması,
Parası olanla olmayana farklı sağlık hizmeti verileceğinin beyan edilmesi,
İşi olup olmadığına bakılmaksızın, eline aylık 243 TL'den fazla para geçen, 18 yaşından büyük herkese, her ay en az 30 TL sağlık sigortası primi ödeme zorunluluğu getirilmesi,
Aylık geliri net 973 TL'nin üzerinde olan, okula gitmeyen ve 18 yaşını doldurmuş iki çocuğu bulunan bir aileye, yıllık en az 720 TL sağlık sigortası priminin yüklenmesi,
Ana babalarından sağlık yardımı alan kız çocuklarına yaş sınırı getirilmesi,
İşsiz kalanların sağlık sigortası hakkının 6 aydan 3 aya indirilmesi,
Her muayene için ayrı ayrı olmak üzere, devlet ve üniversite hastanelerinde 5 TL, özel hastanelerde 12 TL katılım payı alınması,
Ayrıca; reçete başına 3 TL alınması,
Tedavi için hastanelere yatan hastalardan katılım payı alınmaya başlanması,
Prim borcu olan Bağ-Kur'lu esnaf ve sanatkarın kendisi ve ailesinin sağlık yardımı kapsamı dışına çıkarılması,
Özel hastanelerin aldığı katkı payına %133'e kadar zam yapılması,
Tıbbi malzemelerde vatandaşlarımızdan her bir malzeme için 450 TL'ye kadar para talep edilmesi,
Tüm katkı paylarının yükseltilirken, kurumun hastalar için ödediği tutarların azaltılması,
Memurların da Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınması, üzerimize oynanan oyunun ne denli büyük ve acımasız olduğunu göstermektedir.
Devletin vatandaşına verdiği hizmet, gereksiz masraf olarak görülmekte, millete yolunacak kaz muamelesi yapılmaktadır.
Kamu hizmetleri özelleştirilmekte, paralı hale getirilmekte, 80 yıllık birikimlerimiz talan edilmektedir.
Bizler Türkiye Kamu-Sen olarak, burada bütün gücümüzle, bütün samimiyetimizle ve hakları gasp edilmiş, gelirine el konulmuş ve aldatılmış olmanın verdiği hayal kırıklığı ile siyasi iktidara sesleniyoruz:
Sosyal devleti katletmeyin!
Tüccar zihniyeti ile devlet yönetmekten vazgeçin!
Sağlığı paralı hale getirmeyin!
Hükümetin öncelikli görevi kamu hizmetini herkese eşit sunmaktır. Sağlık hizmetinde parası olanla olmayan arasında ayrım yapmayın!
Parası olmayan ölsün demekten vazgeçin!
Hakların azaltılması, yükümlülüklerin artırılması gibi yöntemlerle vatandaşın boğazını sıkmayın!
Katkı payı, sigorta primi gibi yollarla cebimize el atmayın, hakkımızı yemeyin!
Milleti aldatmayın!
TÜRKİYE KAMU-SEN
www.turkburosen.org.tr