devletmemuru

KAMUDA ÇALIŞAN 270 BİN SÖZLEŞMELİ (4/B) PERSONEL, DEVLET MEMURLUĞUNA GEÇİRİLECEK

sozlesmeli-memurBaşbakan Tayyip Erdoğan'ın önceki gün Memur-Sen Genel Kurulu'nda verdiği kadro müjdesi, kamuda görev yapan 270 bin sözleşmeli (4/b) personeli ilgilendiriyor. Müjdeyle, çoğunluğu Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan ve yıllardır kadroya geçmeyi bekleyen sözleşmeli öğretmen ve Sağlık Bakanlığı'nda çalışan hemşire, teknisyen ve sağlık memurlarından oluşan sözleşmeliler, 657 sayılı Devlet Memurları kapsamına alınacak.

MADDİ HAK GETİRMEYECEK

bekleniyor. Başbakan Erdoğan'ın bunun mümkün olup olmadığını Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a sorduğu ancak Babacan'ın kendisine net cevap veremediği öğrenildi. Bakanlar Kurulu kararıyla kadroya geçirme işleminin mümkün olmaması durumunda, Meclis açıldığında bu konuda kanun çıkarılacak.

Yetkililer, düzenlemenin Bakanlar Kurulu kararıyla yapılabileceğini belirttiler. Sözleşmelilerin, memur yapılmasının herhangi bir maddi hak ya da maaş artışı sağlamayacağını belirten yetkililer, 4/a kapsamındaki memurlarla 4/b kapsamındaki sözleşmeli memurlar arasındaki maaş farklarının artık kapandığını vurguladılar. Başbakan'ın sözü gerçekleşirse kadroya geçen sözleşmeliler de artık idari görevlerde çalışabilecekler. En önemlisi, sözleşmelerin uzatılmaması gibi bir durum olmayacağından, iş güvencesine kavuşacaklar.

GEÇİCİ İŞÇİLER DE ALINMIŞTI
Habertürk'ün haberine göre; hükümetin, söz konusu düzenlemeyi Bakanlar Kurulu kararıyla yapması


Hükümet, 2007 yılındaki genel seçimler öncesinde karayolları genel müdürlüğü, köy hizmetleri ve belediyelerde çalışan 280 bin geçici işçiyi, sürekli işçi kadrosuna almıştı.

Sabah

 

TORBA YASA İLE GETİRİLEN VERGİ AFFINA İLİŞKİN 40 SORU 40 CEVAP

Torba Yasa olarak uzun zamandır kamuoyunu meşgul eden, yaklaşık üç ayda yasalaşma süreci tamamlanan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” nihayet 12 Şubat 2011 tarihinde TBMM de kabul edildi. Yasanın birkaç gün içerinde onay için Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmesi, muhtemelen Şubat sonu veya Mart başında Resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir.   Kamuoyunda Torba Yasa olarak adlandırılan Kanun, şu ana kadar olan en kapsamlı af ağırlıklı düzenlemeyi içermektedir. Başta vergi ve Sosyal Güvenlik olmak üzere birçok alanda düzenlemeleri içeren Kanunun öne çıkan en önemli ayağı olan vergi (affı) düzenlemelerine ilişkin de çok sayıda makale ve günlük yazılar yazılmış, kaldı ki tasarı kanunlaşıncaya kadar yaşanan tartışmalar nedeniyle bir çok değişikliğe de uğramıştır.   Gelinen noktada, tasarı kanunlaştı ve bir çok sorunun cevabı da netleşti. İş bu yazımızda, konu hakkında bir makale yazmak yerine, konunun daha net anlaşılması ve ilgililere faydalı olması açısından şimdilik sadece vergi kısmıyla sınırlı olmak üzere öne çıkan önemli hususları soru/cevap şeklinde yazma ihtiyacını duyduk.   1. Hangi tarihe kadar ödenmemiş, hangi vergileri kapsamaktadır?   Maliye, belediye ve gümrük vergileri dahil 31.12.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş (kesinleşmiş) ve kanunun çıktığı tarihe kadar ödenmemiş vergileri kapsamaktadır.   2. Kanundan yararlanmak için ne zaman, nasıl ve nereye başvurulacak?   Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren en geç iki ay içerisinde, borçlu olunan vergi daireleri, belediyeler ve gümrük idarelerine başvurulacaktır.   3. Ödenmeyen vergilerin ne kadarı af edilecek, ne kadarı ödenecek?   31.12.2010 tarihine kadar ödenmesi gerektiği halde Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihe kadar ödenmeyen vergilerin gecikme zamları silinecek, bunun yerine geçen süreler için TEFE/ÜFE oranında gecikme zammı ilave edilip taksitlendirilerek ödenecektir.   4. Yeni ödeme planındaki  vadeler (taksitler)  nasıl belirlenecek?   Ödenmemiş vergiler, ana paraya TEFE/ÜFE oranında gecikme zammı ilave edilerek bulunan tutar, 18 aya kadar ikişer ay arayla taksitlendirilerek ödenecektir. Bir ay ödenip bir ay boş geçilecek ve böylece ödeme süresi otuz altı ayı bulacaktır.   Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın;   İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz.   Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.   İlk taksiti,  bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde ödenir.   5. Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ne olur?   Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır.   Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.   6. Taksitler, kredi kartı kullanılarak ödenebilir mi?   Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.   7. Taksitler, vergi iade alacağından mahsup edilebilir mi?   İlgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen tutar için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi istenilir.   8. Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan vergiler ne olacak?   Kanunun yayımlandığı tarihte incelemesi devam eden, kesinleşmemiş veya mahkemesi devam eden mükellefler, davalarından vazgeçerler ise vergi asıllarının %50’si silinecek, kalan kısım af kapsamına girecek.   9. Pişmanlıkla ya da kendiliğinden beyanname verilebilecek mi?   31.12.2010 tarihinden önceki dönemleri kapsayacak şekilde verilmesi gerektiği halde verilmemiş (maliye, belediye, gümrük idareleri) beyannamelerin, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen iki ay içerisinde pişmanlıkla verilmesi halinde tahakkuk eden vergiler bu kanun kapsamında değerlendirilir.   10. 01.01.2011 tarihinden sonra tahakkuk ettiği halde ödenmemiş vergiler af kapsamına girer mi?   Düzenleme, 31.12.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergileri kapsamaktadır. Ancak, 2010 ve önceki yıllara ilişkin olup kanunun yayımlandığı tarihe kadar beyan edilmemiş ve iki ay içerisinde pişmanlıkla beyan edilen vergilerin tahakkuku 2011 yılında olsa bile bu kanun kapsamında değerlendirilir.   11.  2010 yılına ilişkin tahakkuk edip ödenmemiş geçici vergiler af kapsamına girer mi?   2010 yılında tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır.   12. Matrah artırımı kimleri ve hangi vergi türlerini kapsayacak?   Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, vermiş oldukları yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını artırabilirler.   Mükellefler, üç  tür matrah ve vergi artırımda bulanabilirler.   - Gelir/kurumlar vergisi, - Katma değer vergisi, - Gelir/kurumlar (stopaj) vergisi   13. Matrah artırımda bulunanlar matrahlarını hangi yıl için hangi oranlarda artıracaklar?   Matrah artırımı; 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarını kapsayacaktır. 2010 yılı, yıllık beyanları henüz yapılmadığından 2010 yılı matrah artırımı dışında tutulmuştur.   Daha önce nezdinde vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler, vergi incelemesi yapılan (2006, 2007, 2008, 2009) yılları için de artırımda bulunabilirler.   Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri;   2006 takvim yılı için %30, 2007 takvim yılı için %25, 2008 takvim yılı için %20, 2009  takvim yılı için %15 oranlarından az olmamak üzere matrahlarını artırabilirler.   Katma değer vergisi mükellefleri;   Katma değer vergisi mükelleflerinin, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden 2006 yılı için %3, 2007 yılı için %2,5, 2008 yılı için %2 ve 2009 yılı için %1,5 oranlarından az olmamak üzere artırabilirler.   İlgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan katma değer vergisi bulunmaması ile tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu kanundan yararlanılır.   Katma değer vergisi mükelleflerinin, artırıma esas alınan ilgili yılın vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları zorunludur. Şu kadar ki, mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yıl içinde işe başlamaları ya da işi bırakmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri için artırımda bulunulur.   Muhtasar beyanname mükellefleri;   Gelir (stopaj) vergisi mükellefleri;193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca, hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan ücret ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden; 2006 yılı için % 5, 2007 yılı için % 4, 2008 yılı için % 3 ve 2009 yılı için % 2 oranlarından az olmamak üzere artırabilirler.   14. Matrah artırımı, zarar beyan edilmiş veya hiç beyanname verilmemiş ise nasıl işleyecek?   Gelir vergisi yönünden;   Artırımda bulunmak istedikleri yıl ile ilgili olarak vermiş oldukları gelir vergisi beyannamelerinde, zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş olması halinde, vergilendirmeye esas alınacak matrah ile bu kanuna göre artırdıkları matrahlar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için 2006 takvim yılı için 6.370 liradan, 2007 takvim yılı için 6.880 liradan, 2008 takvim yılı için 7.480 liradan, 2009 takvim yılı için 8.150 liradan, bilânço esasına göre defter tutan mükellefler ile serbest meslek erbabı için 2006 takvim yılı için 9.550 liradan, 2007 takvim yılı için 10.320 liradan, 2008 takvim yılı için 11.220 liradan, 2009 takvim yılı için 12.230 liradan az olamaz.   Kurumlar vergisi yönünden;   Artırımda bulunmak istedikleri yıl ile ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde, zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş olması halinde, vergilendirmeye esas alınacak matrahlar ile birinci fıkraya göre artırdıkları matrahlar, 2006 takvim yılı için 19.110 liradan, 2007 takvim yılı için 20.650 liradan, 2008 takvim yılı için 22.440 liradan, 2009 takvim yılı için 24.460 liradan az olamaz.   Katma değer vergisi yönünden;   Hiç beyanname verilmemiş ya da bir veya iki döneme ilişkin beyanname verilmiş olması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla, artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu maddeden yararlanılır. Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları şarttır.   15. Matrah artırımı için ne zamana kadar nereye başvurulacak?   Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar, ilgili dönem (2006,2007,2009,2009 yılları) beyanlarının yapıldığı vergi dairelerine başvurulması gereklidir.   16. Matrah artırımı sonucu ödenecek vergi gider yazılabilir veya indirim konusu yapılabilir  mi?   Hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmez. KDV yönünden İndirim, mahsup ve iade konusu yapılmaz.   17. Matrah veya vergi artırımında bulunulması, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil eder mi?   Bu Kanuna göre matrah veya vergi artırımında bulunulması, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan (2006, 2007, 2008, 2009 yılları) vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmez. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmez. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, bu Kanun hükümleri ile birlikte değerlendirilir. İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.   18. Matrah artırımında bulunulan yıllar için ileride herhangi bir inceleme olabilecek mi?   Matrah veya vergi artırımda bulunulması halinde ilgili yıllar veya dönemler için her hangi bir vergi incelemesi yapılmaz. İdarenin, artırımda bulunulmayan yıllar veya dönemler için vergi incelemesi yapma hakkı saklıdır.   Ancak; matrah veya vergi artırımında bulunulması, 213 sayılı Kanunun defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.   19. Matrah artırımında bulunulan dönemler için KDV (iade/terkin/devir) yönünden inceleme yapılabilir mi?   Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez.   20. Matrah artırımından, sahte fatura düzenleyenler veya kullananlar yararlanabilecek mi?   213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler, bu Kanun hükümlerinden yararlanamazlar.   21. Matrah artırımı yapılan dönemlerde süresinde verilmeyen beyannamelere ceza uygulanır mı?   Mükelleflerin, bu Kanuna göre matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmaz.   22. Stok affından kimler yararlanacak?   Stok affından, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil), yararlanabilirler.   23. Stok affı neleri kapsamaktadır?   Kanunun yayımlandığı tarihte, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları veya kayıtlarında yer aldığı halde işletmede olmayan emtiaları için aftan yararlanabilirler.   24. Stok affı için ne zamana kadar, nereye başvurulur, vergisi ne zaman ödenir ?   Mükellefler, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirir. Çıkan vergi ise, beyanname verme süresi içinde ödenir.   25. İşletmede yer aldığı halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat nasıl ve ne zaman beyan edilip vergilendirilecektir?   Mükellefler, kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç bedel ile bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedebilirler.   Beyan edilen; genel orana tabi makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden % 10 oranı, indirimli orana tabi diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden tabi olduğu oranların yarısı esas alınarak katma değer vergisi hesaplanır ve ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek, beyanname verme süresi içinde ödenir.   26. İşletmede yer aldığı halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için beyan edilen vergi ne zaman ödenecek?   Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle, beyan edilen değerin %10’oranında vergi beyanname verme süresi içinde ödenir.   27. İşletmede yer aldığı halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için ödenecek vergi nasıl indirim konusu yapılır?   Makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen bu vergi, hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez. Ancak, emtia üzerinden ödenen vergi genel esaslara göre indirim konusu yapılır.   28. İşletmede yer aldığı halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için yapılan beyan ve ödenecek vergi nasıl muhasebeleştirilecek?   Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun uyarınca aktiflerine kaydettikleri emtia için ayrı, makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere özel karşılık hesabı açarlar. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez. Makine, teçhizat ve demirbaşlar envantere kaydedilir ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman addolunur. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydederler.   Bu madde kapsamında bildirilen kıymetlerin satılması halinde satış bedeli, bunların deftere kaydedilen değerinden düşük olamaz.   29. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia nasıl vergilendirilecek?   Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil), kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar, aynı nev'iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kâr oranını dikkate alarak fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilirler. Gayrisafi kâr oranının cari yıl kayıtlarına göre tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınır.   30. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia için muhasebeleştirme işlemi nasıl yapılacak?   Düzenleme; “aynı nev'iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kâr oranını dikkate alarak fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilirler” şeklindedir. Buna göre, ayrıca herhangi bir beyanname verilmesi gerekmemekte, sadece ilgili kanun gereği satış işlemi gibi fatura kesilip kayıtlara alınacak, bunun sonucu olarak da vergisel yükümlülükler yerine getirilecektir.   31. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hangi tarih itibariyle kimleri kapsar?   Sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini kapsar. 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını kapsamaktadır.   32. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için nasıl ve ne zaman beyanda bulunulacak?   Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.  Burada dikkat edilmesi gereken husus, ilgili hesapların 31.12.2010 tarihli bakiyelerinin tamamı değil,  gerçekte olmayan fazlalıklar (fiktif olan rakam) beyan edilmelidir.   33.  Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar nasıl vergilendirilecek?   Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri,  31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında gözüken kasa fazlalıkları ve ortaklardan alacakları üzerinden %3 oranında vergi ödeyeceklerdir.   34. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyan edilen vergi ne zaman ödenecek?   Kurumlarca, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar beyan edilen ve üzerinde %3 oranında hesaplanan vergi beyanname verme süresi içerisinde ödenir.   35. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için ödenen vergiler gider yazılabilir mi?   Bu Kanun kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez, beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez.   36. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyan ve ödenen vergi nasıl muhasebeleştirilecek?   Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri,  31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında gözüken kasa fazlalıkları ve ortaklardan alacakları üzerinden beyanda bulunup vergisini ödedikleri dönemde kayıtlarını düzelteceklerdir.   Bu Kanun kapsamında, “ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez, beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz” hükmü yeterli olmadığından muhasebeleştirilmesi noktasında bazı tereddütlere yol açmıştır.   Bize göre; beyan edilen tutarlar (vergisi ile beraber) “Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar Hesabı”na atılmak ve buradan da ilgili dönemin yıllık beyannamelerinde, “Kanunen Kabul Edilmeyen gider” olarak matraha ilave edilerek telafi edilmelidir.   37. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunulması ve vergisinin ödenmesi halinde geriye yönelik inceleme yapılır mı?   Bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. Dolayısı ile, geçmişe yönelik olası bir incelemede beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaması, daha fazla bir rakamın tespiti halinde nasıl bir işlem yapılacağı konusu net değildir. Bize göre; önceki yıllarda beyan edilenden daha fazla bir rakamın tespiti inceleme elemanı tarafından sorgulanabilir. (matrah artışı hariç)   38. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunulması ve vergisinin ödenmesi halinde 2010 yılı için adatlandırma yapmaya gerek var mıdır?   Halen net cevabını bulamamış, bir çok platformda tartışma konusu olan husus, kasa veya ortaklardan alacak fazlalıkları için beyanda bulunan bir kurum, 2010 sonunda adatlandırma yapacak mıdır? Bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, kurumların 31.12.2010 tarihli bilançolarındaki fazlalıklarını telefi etmeye yöneliktir.   Bize göre; 31.12.2010 bilançoları gereği kasa fazlası veya ortaklardan alacakları için beyanda bulunacak ve vergisini ödeyecek olan mükellefler için ayrıca 2010 yılına yönelik adatlandırma yapmaya gerek bulunmamaktadır.   39. Matrah artırımında bulunan bir mükellefin,  ayrıca kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunmasına gerek var mıdır?   Matrah artışı ile kasa ve/veya  ortaklardan alacakların beyanı ayrı konulardır. Matrah artışı, geçmiş dört yıl olan 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarını kapsamaktadır. Kasa ve/veya ortaklardan alacakların beyanı ise 31.12.2010 tarihli bilançolarda gözüken rakam olup, bugüne kadar taşınmış, düzeltilmemesi halinde ise sonraki yıllara taşınacak bir durumdur. Dolayısı ile, dileyen bir mükellef hem matrah artışından, hem de kasa ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunabilir.   40. Torba Yasa ile getirilen düzenlemede 5811 sayılı Varlık Barışı’na ilişkin bir düzenleme var mıdır?   Kamuoyunda “varlık barışı” olarak adlandırılan, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun nedeniyle mağdur olan mükelleflere de bu kanun ile af getirilmiş ve yeniden yaralanmaları yönünden imkan sağlanmıştır.   Buna göre;   Bildirim veya beyanda bulunanlardan yurt dışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeyenler ile,   Bildirim ve beyanda bulunanlardan bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanların,   Bu kanununu yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar, bildirim veya beyana konu yurt dışında bulunan varlıklardan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye’ye getirmeleri veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeleri, beyana konu yurt içinde bulunan varlıkları nedeniyle sermaye artırımında bulunmaları halinde, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanabilirler.   5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle tarh edilen vergileri vadesinde ödemeyenlerden; daha önce ödemede bulunanlar ile vergi aslı ve bu Kanuna göre hesaplanacak tutarı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ödeyenler, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanabilirler.
-------------------------------------
NOT: İlgili yasa, henüz Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanmamış ve Resmi Gazete’de yayımlanmamış olması nedeniyle, TBMM den geçen şekliyle sorulara cevap verilmiştir.
 

Talha APAK Yeminli Mali Müşavir Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.alomaliye.com/2011/talha_apak_torba_yasa.htm 

www.dpud.org

 

TBMM GENEL KURULU'NDAN GEÇEN SON HALİYLE TORBA YASA

tbmm-torba-tasari13.2.2011 tarihinde TBMM de kabul edilen 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un TBMM’den geçen tam hali.

Torba Yasa'nın TBMM'den Geçen Son Hali İçin Tıklayınız.

www.isakarakas.com

TBMM GENEL KURULU'NDA GÖRÜŞMELERİ SÜREN, "TORBA TASARI"NIN 7. BÖLÜMÜNÜN 12 MADDESİ KABUL EDİLDİ

tbmm-torba-tasariKabul edilen maddelere göre, halen Merkez Bankası bünyesinde olan "Risk Merkezi", Bankalar Birliği nezdinde yeniden yapılandırılacak. Kredi kuruluşları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca (BBDK) uygun görülecek finansal kuruluşlar, Risk Merkezine üye olmak zorunda olacak. Üye kuruluşlar, Risk Merkezince istenilen, müşterileri ile ilgili her türlü bilgiyi verecek. Risk Merkezi, bu yükümlülüğe uymayanlara bilgi akışını durdurabilecek. 

Risk Merkezi, topladığı her türlü bilgiyi, BDDK ve Merkez Bankasına istenen sürede verecek.

Merkezin bütün işlem ve kayıtları gizli olacak. Sır sahibinin, bilgilerinin açıklanması konusunda açık rızasının bulunması durumunda, belirlediği kişiye risk bilgileri verilecek. 

Risk Merkezinde bulunan sır niteliğindeki bilgileri, kanunen yetkili kılınanlardan başkasına açıklayanlar, kendisi veya başkası yararına kullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenlere, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. 

Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki meslek ve üst meslek kuruluşları da Risk Merkezi ile işbirliğine girerek bilgi paylaşımından yararlanabilecek. 

SPK'nın merkezi İstanbul'a taşınacak. Nakil işlemi 2 yılda tamamlanacak. Bakanlar Kurulu bu süreyi uzatabilecek. 

Sermaye piyasaları açısından yoğun ilişki içinde bulunulan ülkelerde, Bakanlar Kurulu kararıyla yurt dışı temsilcilikleri açılabilecek. 

Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığının talebi üzerine, devletin gerek içeride gerekse dışarıda tahsilat ve tediyatını ve bütün hazine işlemlerini, yurt içi ve dışı her nevi para nakil ve havale işlerini yapacak.

haberler.com

''TORBA TASARI''NIN 6. BÖLÜMÜ KABUL EDİLDİ!

torba-tasari

TBMM Genel Kurulunda ''Torba Tasarı''nın 127-152. maddelerini kapsayan 6. bölümü kabul edildi.

 

Ağırlıklı olarak kamunun vergi ile sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasının yanı sıra çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler de içeren ''Torba Tasarı''yla, barajlardan belediyelere sağlanan içme suyu tahsislerine ait tesislerin yatırım bedellerinin geri ödemelerine ilişkin farklı uygulamalara son verilmesi amacıyla düzenleme yapılıyor.

Barajlardan belediyelere sağlanan içme suyu tahsislerine ait tesislerin yatırım bedellerinden, geri ödemeleri ve süreleri protokole bağlanmış olanlardan, 31 Aralık 2010 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş olan borç için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulması şartıyla fer'i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecek. Borç, yapılacak bildirimi takip eden aydan başlamak üzere 2'şer aylık dönemler halinde azami 12 eşit taksitte ödenecek. Bu düzenlemenin yayımlandığı tarihten önce açılan davalar ve icra takipleri de durdurulacak.

Kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santraller için imzalanan su kullanım hakkı anlaşması hükümleri çerçevesinde DSİ'ye ödenecek enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi; enerji tesisini ihtiva ediyorsa tesisin DSİ tarafından yapılan ilk kısmın ilk keşif bedeli, enerji tesisini ihtiva etmiyorsa ortak tesise ait ilk keşif bedeli, TÜFE-ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilen bedelin yüzde 30'undan fazlasını geçemeyecek.

Hükümet konaklarını yapma, satın alma, kiralama ve onarımlarını yapma görevi, Milli Emlak Genel Müdürlüğünden alınarak İçişleri Bakanlığına devredilecek.

Yap-İşlet-Devret ile ilgili hazırlanan projeler ikinci kez Yüksek Planlama Kuruluna gitmeyecek. Yap-İşlet-Devlet çerçevesinde yapılan yatırımlarda görevli şirketçe üretilen mal ve hizmetler için idare tarafından talep garantisi verilebilecek.

Yap-işlet-devret modeli ile yapılacak projelerde, Kamu İhale Kanununa tabi olunmadan yapım ve işletim sürelerinde müşavirlik hizmet alımı yapılabilecek.

-''UZLAŞMA MÜESSESİ'' GETİRİLİYOR-

Gümrük mevzuatında, idareye, yükümlüden istenilen gümrük vergileri ve cezaların bir kısmından vazgeçilmesi karşılığında, vergi alacağının hemen tahsil edilmesi imkanı sağlayan, ''uzlaşma müessesi'' getiriliyor.

''Kalkınma Ajansının yıllık personel giderleri toplamının, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde 15'ini aşamayacağına'' ilişkin düzenleme, 2013 bütçe yılına kadar uygulanmayacak.

Konut edindirme yardımı hak sahiplerine, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketince (EGYO) ödenen kar paylarının EGYO'nun yükümlülüğünü aşan kısmı Hazine tarafından EGYO'ya ödenecek.

Tarım kredi kooperatiflerine ve Halk Bankası A.Ş'ye verilen görevler nedeniyle doğan ve bankalar ile tarım kredi kooperatifleri kayıtlarına göre gerçekleşen gelir kayıpları ve görev zararları, Hazine Müsteşarlığı bütçesinde yer alan ilgili harcama tertiplerinden gider kaydedilerek ödenecek.

Mevcut düzenlemeye göre, Türkiye Kalkınma Bankasının merkezi Ankara iken, tasarıyla bankanın merkezinin belirlenmesi ana sözleşmeye bırakılıyor.

-''DESTEK HİZMETİ KURULUŞU'' TANIMI DEĞİŞTİRİLİYOR-

Tasarıyla, Bankacılık Kanunu'ndaki ''destek hizmeti kuruluşu'' tanımı değiştiriliyor.

Buna göre, destek hizmeti kuruluşu; ''Bankaların mevduat veya katılım fonu kabulü, nakdi, gayrinakdi her cins ve surette kredi verme ve uygulamada kredi olarak sayılan işlemler dışında kalan faaliyetleri banka adına gerçekleştiren ya da reklamının yapılması hariç olmak üzere, mevduat veya katılım fonu kabulü dışındaki faaliyetlerinden herhangi birinin pazarlanması da dahil gerçekleştirilmesinde bankaya yardımcı nitelikte hizmet veren kuruluş'' olarak adlandırılacak.

Tasarıyla, bankaların alacakları destek hizmetleri ile ilgili hazırlayacakları raporu BDDK'ya sunma zorunluluğu kaldırılıyor.

BDDK, gerektiğinde bankaların destek hizmeti alabilecekleri konuları belirlemeye veya destek hizmeti alınabilecek konuları sınırlamaya, yasaklamaya, sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu tutmaya yetkili olacak. Merkez Bankasınca kurulan ya da bu banka bünyesinde faaliyet gösterenler ile SPK'nın denetiminde bulunan takas, saklama ve merkezi kayıt hizmeti kuruluşları, destek hizmeti kuruluşu olarak değerlendirilmeyecek.

Bankalara hizmet veren bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşları için getirilen mesleki sorumluluk sigortası, sadece bağımsız denetim kuruluşları için uygulanacak.

BDDK'nın elde edeceği sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında ilgili adli makamlara ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı haklarında başlatılan soruşturma kapsamında talepte bulunacak, görevden ayrılan Kurul Başkanı ve üyeleri ile personele verilebilecek. Mevcut düzenlemede, bu bilgilerin verilmesi yasaklanıyordu.

BDDK'nın, mevcut düzenlemeyle Ankara olan merkezi de İstanbul olacak.

Zaman 

HÜKÜMETTEN YARGIYA 2. NEŞTER

 

basbakanlikBakaya, veraset ilamı, öğrencilerin not itirazları artık mahallinde çözülecek.

Yargıtay ve 
Danıştay'ın iş yükünü hafifletmek için hazırlanan üye ve daire sayısının artırılmasını düzenleyen yasa tasarısından sonra, ikinci bir çalışma daha başlatıldı.Adalet Bakanlığı, adli ve idari yargıdaki yaklaşık 800 bin dosyanınYargıtayve Danıştay'a gitmesini önlemek için iki paket üzerinde çalışıyor. Askerlik yoklaması yaptırmayanların suçları idari para cezasına çarptırılacak. Birçok hafif suç para cezasına dönüştürülecek. Adalet Bakanlığı, Yargı Reformu Stratejik Taslağı kapsamında iki paket üzerinde çalışıyor. Adli ve idari yargıdaki yaklaşık 800 bin dosyayı mahallinde çözmeyi hedefleyen çalışma, önümüzdeki hafta ilgili tarafların görüşüne sunulacak. Özellikle Yargıtay ve Danıştay'a gelecek dosya sayısında büyük oranda azalmaya yol açacak çalışma, hafif suçlara idari para cezası verilmesini de içerecek.

800 BİN DOSYA YARGITAY'A GİDEMEYECEK

• Yargıtay'daki dosyaların önemli bir kısmını oluşturan askerlik yoklama kaçağı ve bakaya suçlarına ilişkin davalara yeni düzenleme geliyor. Üzerinde çalışılan taslağa göre, bakaya ve yoklama kaçaklarına idari para cezası verilecek.

• İdari para cezasına ise mülki amir, askerlik şubesi veya savcılığın karar vermesi gibi 3 alternatif üzerinde duruluyor. Ağırlık kazanan görüş, bu suçlara askerlik şubelerinin para cezası vermesi yönünde.

• Yoklama ve bakaya suçlarında verilecek cezalara Sulh Ceza Mahkemeleri nezdinde itiraz edilebilecek. Sulh Ceza'nın vereceği karara ise 
Ağır Ceza Mahkemesi'nde itiraz edilecek.

• Ağır Ceza Mahkemesi'nin vereceği karar kesin olacak. Böylece bu dosyalar Yargıtay'a gitmemiş olacak. 2010 verilerine göre Yargıtay'a yaklaşık 100 bin dosya gitti.

VERASET İLAMLARI NOTERDEN

• Ölen bir kimsenin mirasçıları bir ay içinde Sulh Hukuk Mahkemeleri'nden veraset ilamı çıkartıyorlardı. Bu ilamlar uzun süre alıyordu. İlamlarla ilgili olarak mahkemeler duruşmalar yapıyor ve karar veriyordu. Yeni yapılan düzenlemede, mahkemelerin yanı sıra doğrudan noterliklerden de veraset ilamı çıkartılabilecek.

ORMAN SUÇLARINA DA PARA CEZASI

• Üzerinde çalışılan bir başka konu ise Orman Kanunu'na muhalefet suçları. Buna göre, orman ürünlerini nakletme, taşıma suçlarına da idari para cezası verilecek. Bu suçlarla ilgili 2010 yılında yaklaşık 4 bin dosya Yargıtay'a taşındı.

• Üzerinde çalışma yürütülen bir diğer konu ise Pasaport Kanununa muhalefet suçları. Buna göre, yurt dışına giriş çıkış yasağı ihlalleri de idari para cezasıyla cezalandırılacak.

ÖĞRENCİ NOTLARI İÇİN KOMİSYON

• Bakanlığın üzerinde çalıştığı ikinci paket de idari yargı ile ilgili konuları kapsıyor. Danıştay'ın görüşleri doğrultusunda hazırlanan pakette, ortaöğretim kurumlarındaki not, kayıt ve nakil işlemlerine karşı yapılan itirazlar bundan böyle Danıştay'a kadar gidemeyecek.

• Bu tür başvurularla ilgili olarak öncelikle
Üniversiteveya Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde komisyonlar kurulması, not ve nakillere öncelikle buralarda itiraz edilmesi hedefleniyor.

• Bu komisyonların incelemelerinden sonra ilgililer isterse idari yargıya başvurabilecek. Bu dosyalara yapılacak itirazlar en son Bölge İdare Mahkemelerince ele alınacak. Bu dosyalar Danıştay'a taşınmayacak.

800 BİN DOSYA İÇİN ÇÖZÜM

• İki paket ile ilgili çalışmalar önümüzdeki hafta kamuoyuyla paylaşılacak. Hazırlanan paketlerle Yargıtay ve Danıştay'a gidecek 800 bin dosyanın önü kesilmiş olacak.

LÜTFİ KAPLAN-STAR GAZETESİ 

POLİSLERİ ASKERLİKTEN MUAF TUTAN TASARI YASALAŞTI

 

emn_polis_gunu200701kEmniyet teşkilatında 10 yılını doldurmuş polislerin askerlik hizmetini yapmış sayılmasını öngören tasarı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay bu yasanın seçim rüşveti olmadığı söyledi. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunan ve Emniyet Hizmetleri
Sınıfına mensup personel ile mezun olup göreve başlamak kaydıyla polis 
eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görmekte olanlar ve bu kurumların giriş 
sınavlarını kazanmış olanlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların askere celp ve sevk işlemleri ertelenecek.

Bu yükümlülerden Emniyet teşkilatında 10 yıllık hizmet süresini tamamlayanlar; askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Bu yükümlüler ile ilgili bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafından Milli Savunma Bakanlığına gönderilerek nüfus kayıtlarına işlenmesi sağlanacak. Yasaya göre, 10 yıllık sürenin başlangıcında, polis 
eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarih esas olacak. 

10 yıllık süre tamamlanmadan herhangi bir nedenle Emniyet teşkilatından ayrılan veya başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen 
personel, genel hükümlere göre askerlik hizmetini yerine getirecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, bu kapsama giren personelden, halen askerlik hizmetlerini yerine getirmekte olanların, askerlik hizmetleri durdurularak terhis edilecek ve görevlerine iade edilecek.

Yasa, yurt dışında görev yapan veya eğitimini yurt dışında sürdüren polisleri de kapsayacak. Düzenleme kapsamına giren polisler hakkındaki yoklama
kaçağı ve bakaya gibi suçlardan adli takibat yapılamayacak, başlatılan ahkikatlar da durdurulacak.

"Seçim rüşveti değil"

Tasarı üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, polis memurlarının güvenlik konusunda uzun bir 
eğitim aldığını ve ömür boyu güvenlik hizmeti yaptıklarını söyledi. 

Atalay, üniformalı ve silahlı olarak çalışan polis memurlarının, zaten askerlik görevine benzer bir görevi icra ettiklerini dile getirdi.

Hiçbir Avrupa ülkesinde polis memurlarının ayrıca askerlik yapmadığını belirten Atalay, şöyle devam etti:

"Çünkü zaten benzer güvenlik hizmeti yapıyorlar. Polislik mesleğini bu kapsamda ne kaymakamlık ne savcılık ne diğer meslek alanları mukayese edemeyiz.
Bazen 'Yarın doktorlar ya da başka meslek grupları da aynı hakkı isterse' diye soruluyor. Onlar için de tabii neticede düzenlemeler yapılabilir. Hangi vatandaşımızın nasıl askerlik yapacağı, kanunla düzenlenir. Bu da Parlamentomuzun yetkisindedir. Ama bizim tasarımızda haklı gerekçemiz var. Diğer meslek gruplarıyla mukayese edilemeyecek şekilde bir haklılık var. Bu düzenleme polis teşkilatımıza ciddi bir destek verecek. Bu, seçim rüşveti falan değil. Yıllardır üzerinde çalıştığımız bir konudur. Bu konuda Sayın Başbakanımızın özel ilgisi ve Sayın
Genelkurmay Başkanımızın özel katkısı oldu. İkisine de teşekkür ediyorum."

Bakan Atalay, polis memurlarının bu düzenlemeden yararlanabilmesi için meslekte en az 10 yılı doldurma şartını getirmelerinin nedeninin, konunun istismar edilmesinin önüne geçmek olduğunu ifade etti. 

Atalay, polisliğin, askerlikten kurtulmak için meslek tercihi olmasın diye böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

Bakan Atalay, daha önce askerlik görevini yapmış olan polis memurlarının askerlikteki süresinin rütbe terfisinde değerlendirildiğini, dolayısıyla bunun
ücrete de yansıdığını söyledi.

Atalay, polisin il ve ilçe belediye sınırları içinde, jandarmanın ise bu sınırların dışında kalan bölgede görev yaptığını ifade etti. Ancak 2 yıl önce
yeni bir düzenleme yaptıklarını anımsatan Atalay, bu düzenlemeye göre, valilerin, güvenlik yöneticileri ile görüşerek, gerekli gördüğü durumlarda, il ve ilçe
sınırları içinde jandarmayı, bu sınırlar dışında polisi görevlendirebileceğini kaydetti.

Polis teşkilatının çalışma şartlarının eskiye göre daha iyi olduğunu belirten Atalay, mevcut eksiklikleri gidermek için de çalıştıklarını bildirdi.

Atalay, "Ama bugün askerlikle ilgili yapılan düzenleme, Meclisin polis teşkilatına önemli hediyesidir. Bu köklü bir karardır" dedi.

Atalay başka bir soruyu yanıtlarken, bekçilerin de emniyet hizmeti sınıfı içinde olduklarını ancak askerliğini yapmayan bekçi bulunmadığını söyledi.

Tek tip askerlik

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de tek tip askerlik konusunun tasarı haline ulaşamadığını, çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Gönül, tek tip askerlik konusunun henüz Bakanlar Kurulu tasarısı haline ulaşamadığını, çalışmaların devam ettiğini belirterek, polislerle ilgili konunun
da son şeklini alıncaya kadar bir çok aşamadan geçtiğini belirtti.

Gönül, bedelli askerlikle ilgili soruya karşılık, "Bedelli askerlik ile konunun alakası yoktur ve şu anda gündemimizde de yoktur" dedi.

Tasarının yasalaşmasının ardından, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Pazartesi günü saat 14.00'da toplanmak üzere birleşimi kapattı.

 

Cnn Türk

ANKARA C. BAŞSAVCISI'NDAN BAKANLIK YANLISI ATAMALAR

 

adliye-yargiAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yapılan yeni işbölümünde kritik bürolarda Adalet Bakanlığı'na yakınlığıyla bilinen savcılar görevlendirildi. Memur Suçları Soruşturma bürosunda Abbas Özden ve Alp Arslan'ın da aralarında olduğu dört savcı pasif görevlere atandı. Yerlerine ise Adalet Bakanlığı'nda başmüfettişlik ve tetkik hakimliği yapan dört savcı getirildi.

HSYK kararnamesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan İbrahim Ethem Kuriş, kritik bürolarda dikkat çekici görevlendirmeler yaptı.

En kapsamlı değişiklik Memur Suçları Soruşturma Bürosunda oldu. HSYK seçimlerinde YARSAV listesinden aday olan ve en fazla oyu alan Cumhuriyet savcısı Abbas Özden, Alp Arslan, Şinasi Özercan ve Türker Tok pasif görevlere çekildi.

Yerlerini de bakanlık başmüfettişleri doldurdu. Adalet Bakanlığı Başmüfettişleri Şeref Kaya, Abdullah Bulgen, Murat Demir ve Bakanlık Tetkik Hakimi İbrahim Zengin memur suçlarında görevlendirildi.

Deniz Feneri soruşturmasını sürümcemede bırakan, telekulak soruşturmasında takipsizlik veren ve Adalet Bakanlığı listesinden HSYK yedek üyeliğine seçilen Harun Kodalak ise memur suçlarındaki görevini sürdürdü.

Basın bürosunda yapılan bir görev değişikliği de dikkat çekti. TSK'ya ait bomba yüklü kamyonun durdurulmasıyla ilgili kamuoyunu yanıltıcı haber yapan TRT editörü ve muhabiri hakkında dava açan ve yandaş medya tarafından hedef gösterilen Savcı Levent Savaş, duruşma savcılığına getirildi.

Savaş'ın yerine ise, Hanefi Avcı'ya yazdığı kitaptan 8 yıl hapis istemiyle dava açan ve Ataması Yapılmayan Öğretmenler hakkında 3 yıl hapis cezası isteyen Abdulvahap Yaren getirildi.

Kısa bir süre öncesine kadar Adalet Bakanlığı'nda tetkik hakimi, Adalet Başmüfettişi ve müfettiş olarak görev yapan sekiz savcı, HSYK'nın 6 Ocak'taki kararnamesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandılar.

Ulusalkanal

ANAYASA MAHKEMESİ'NE SÜPER YETKİ

 

anayasa-mahkemesiMeclis’e gönderilen tasarıya göre, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay dahil tüm yargı kararlarını iptal edebilecek, idari kararların yok sayılmasına hükmedebilecek.

Milliyet Gazetesi'nden Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre 12 Eylül referandumuyla yapısı değiştirilen, 2 bölümden ve 17 üyeden oluşması düzenlenen Anayasa Mahkemesi’nin çalışma usullerine ilişkin hazırlanan kanun tasarısından, tartışma yaratacak düzenlemeler çıktı. Tasarı yasalaşırsa, bireysel başvuruları karara bağlama yetkisi tanınan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay dahil tüm yargı kararlarını iptal edebilecek, idari kararların yok sayılmasına hükmedebilecek. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, mahkemenin personel politikası konusunda geniş yetkilerle donatıldığı tasarıda, mahkeme üyeleri hakkındaki soruşturmalarda telefon dinleme yetkisinin kullanılabileceği de belirtildi.

Tasarıya göre, mahkeme üyelerinin göreve başlarken ettikleri yemine “etki ve kaygı altında karar vermeyeceği” ifadesi ekleniyor. TBMM’ye sevk edilen tasarıdaki önemli bazı düzenlemeler şöyle:

- Anayasa değişikliği uyarınca, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanacak.

- 12 yıllık görev süresini tamamlayan ancak emeklilik şartlarını taşımayan başkan ve üyelere gelir getirici faaliyette bulunmamak kaydıyla emekliye ayrılmadaki yaş ve hizmet süresine ilişkin asgari koşullara ulaşıncaya kadar son aylıklarının net tutarının üçte ikisi tazminat olarak mahkeme bütçesinden ödenecek.

KURULA DİNLEME YETKİSİ

- Üyelerin görevleri sırasında işledikleri suçlarda, yakalama ve tutuklama gibi koruma tedbirleri uygulanamayacak. Bu yetkiyi sadece Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kullanabilecek.

- Anayasa Mahkemesi Başkanı tarafından, üyenin soruşturulması için oluşturulan soruşturma kurulu, CMK’daki telefon dinleme yetkisini kullanabilecek. Aynı yetki disiplin soruşturmalarında bile kullanılabilecek.

- Mahkeme iki bölüme ayrılacak. Bölümlerden biri bireysel başvuruları karara bağlayacak.

- Herkes, anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS, Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilecek.

YARGI YOLLARI TÜKENMİŞ OLMALI

- İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ya da yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekecek.

- Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacak.

- Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamayacak. Bireysel başvuruyu ancak hakkı ihlal edilen yapabilecek.

- Yabancılar da Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili başvuru yapayacak.

- Mahkeme, ihlale konu mahkeme kararının veya idari işlemin iptaline karar verebilecek. Kararın iptali kendiliğinden ihlali kaldırmazsa yargılamanın yeniden yapılmasına hükmedilebilecek. Buna göre, Yargıtay ve Danıştay kararları dahil tüm mahkeme kararlarını iptal yetkisi Anayasa Mahkemesi’nde olacak.

- Mahkeme tazminat ödenmesi kararı verebilecek.

BAŞKAN İSTEDİĞİ İSMİ GÖREVLENDİRECEK

- Kararlar bağlayıcı olacak.

- Anayasa Mahkemesi’ne gitmeden AİHM’ye gidilemeyecek. Anayasa Mahkemesi’ne başvuru için de diğer hukuk yollarının tamamen bitmesi gerekecek.

- Anayasa Mahkemesi, gerekirse tutuklunun tahliyesine ve beraatine karar verebilecek. Bu karar üzerine yeni bir yargılama da yapılamayacak.

- Mahkemenin bütün idari kadrolarında çalışanların görevleri, yasa yürürlüğe girince sona erecek. Anayasa Mahkemesi Başkanı, bu kadrolardan istediklerine aynı isimleri görevlendirebilecek. Kalan kadrolara da dışarıdan atama yapılabilecek.

 

TASARIYA TEPKİLER

Mustafa Birden (Danıştay Başkanı): Böyle bir şey olamaz. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde yok. Çok kötü sonuçlar doğurur. Düşünebiliyor musunuz, anayasa hükmü var ama onu da değiştirecekler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı var, bu iptal edilecek. Çıkmasını düşünemem ama artık bir şey de söyleyemiyorum. Hukuk kurumu olarak böyle şeylerden son anda haberimiz oluyor. Yüzyıllardır devam eden hukuki düzenlemeler bir kalemde nasıl silinir aklım almıyor. İlk çıkacağı zaman söyledik, bunlar düşünülmüyor demişti ama demek böyle görünüp böyle şeyler yapılabiliyor. Umarım komisyonlarda tartışılıp bundan vazgeçilir. AİHM bile yargı kararını ortadan kaldıramıyor. Anayasa Mahkemesi soyut denetim yapan bir organdır. Hiçbir şekilde uygulama yapamaz. Yargıtay’ı, Danıştay’ı, adli yargıyı, idari yargıyı yok farz edip yapılması, çok yanlış şey olur.

Rıza Türmen (Eski AİHM Yargıcı): Eğer Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun konusu AİHM’ye gelebilecek insan hakları ihlalleri ise bu ihlaller ya mahkeme kararından ya idarenin tasarrufundan kaynaklanır. İhlalin kaynağı bakımından mahkeme kararlarının gösterilmesi yanlış değil ama iptal yetkisi farklı. AİHM, iptal edemez kararları. Yerel mahkemenin kararlarını iptal edip onun yerine karar vermez. AİHM’de olmayan bir yetki Anayasa Mahkemesi’ne tanınıyor. İptal yetkisi sadece anayasaya aykırı yasalarla ilgilidir.

Hürriyet

ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELİĞİNE PROF. DR. ERDAL TERCAN SEÇİLDİ

 

erdal-tercanCumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tercan'ı, Danıştay üyeliğine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Mustafa Döner'i seçti.

Karar 8 Ocak 2011 tarih ve 27809 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül'ün, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 104 ve 146'ncı maddeleri ile geçici 18'inci maddesi gereğince, Yükseköğretim Genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tercan'ı, Danıştay üyeliğine ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 155'inci ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 ve 9'uncu maddeleri gereğince, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Mustafa Döner'i seçtiği bildirildi.

Açıklamada ayrıca, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, boşalan Y ükseköğretim Kurulu üyeliğine, Prof. Dr. Şaban H. Çalış'ın Üniversitelerarası Kurulca yapılan seçimini, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6'ncı maddesinin b/5 bendi gereğince onayladığı belirtildi.

HSYK Kanun Tasarısı yasalaştı

 

hsykTBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen HSYK Kanun Tasarısı yasalaştı, Meclis'te Kamer Genç'in sözleri tepki topladı.

HSYK Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Kanunla HSYK'nın meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolu açılıyor.

12 Eylül referandumunda kabul edilen Anayasa değişikliğine uyum amacıyla hazırlanan HSYK Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda sabah saatlerine kadar süren çalışmaların sonunda kabul edilerek yasalaştı.

ADRESE TESLİM PERSONEL ALIM İLANI(!)

 

dpud

Adrese teslim KPSS ilanları Kamu Personel Sisteminin kanayan yaralarından biridir. Mahalli idarelerin itfaiye eri alımı dışındaki bağımsız memur alımlarına imkan veren düzenlemeleri yüksek yargı tarafından frenlenmiştir. Fakat itfaiye eri alım ilanları hala "garabet" bir şekilde yürütülmektedir. DPUD olarak adrese teslim olarak gördüğümüz ilanları özel olarak yayımlayacağız.. İşte birinci örnek:

itfaiye eri olmak için "2010 KPSSP3 Lisans düzeyinde eğitim veren Fen Edebiyat Fakültelerinden  mezun olmak" şartının arandığı ve puanın ise "78" olarak belirlendiği bir ilan....

Başvuru 25'inde yapılacak sınav ise ertesi günü sabahı...

takdir okuyucunundur....

2010 YILI ADLİ YARGI SONBAHAR KARARNAMESİNDE UYGULANACAK PRENSİPLER

 

hsyk

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeni yapısının (dairelerin kurulması ve genel sekreterlik yapılanması) henüz oluşmamış olması, ayrıca etkin itiraz sisteminin zarar görmemesi ve hâlen uygulanmakta olan Atama ve Nakil Yönetmeliği hükümleri ile atama prensiplerinin önümüzdeki dönem içerisinde Yüksek Kurulca yeniden gözden geçirilebileceği dikkate alınarak, hâkim ve savcıların mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla 2010 yılı Sonbahar Kararnamesinde,
Kural olarak, bölgelerdeki asgarî hizmet sürelerini tamamlayanlardan atanma talebinde bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının atamaları yapılacaktır.

HABERAL'I TAHLİYE ETMEYEN HAKİMLERE TAZMİNAT CEZASI

 

mehmet-haberalYargıtay Hukuk Genel Kurulu, Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın açtığı tazminat davasında tahliye taleplerini reddeden 9 hakimin tazminat ödemesine ilişkin kararı onadı.

Haberal'ın avukatları, müvekkillerinin tahliye isteklerini reddeden 9 hakim hakkında tazminat davası açmıştı.

Yargıçların 1. sınıf hakim olması nedeniyle ilk derece mahkemesi sıfatıyla davayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, hakimlerin her birini 1500'er yüz TL manevi tazminat ödemeye mahkum etmişti.

Hakimlerin karara itiraz etmesi üzerine, dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda temyiz incelemesine tabi tutuldu. Geçen hafta davayı görüşen Kurul, oy çokluğu sağlanamadığı için bir karar vermemişti. Bugün tekrar toplanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın açtığı tazminat davasında tahliye taleplerini reddeden 9 hakimin tazminat ödemesine ilişkin kararı onadı.

Kurul, hakimlerin ödeyeceği tazminat miktarını ise önümüzdeki hafta tekrar görüşecek.


cnntürk

SAHİL GÜVENLİK KALDIRILIYOR

 

sahil-guvenlikEsef Merdoğlu - ANKARA

Hükümetin hazırladığı ve görüş için Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdiği, “Sınır Muhafaza Genel Müdürlüğü ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı” kapsamında Sahil Güvenlik Komutanlığı tamamen kaldırılıyor. Komutanlığa ait personel, araç, gereç ve binalar da İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Sınır Muhafaza Genel Müdürlüğü’ne aktarılıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndaki subaylar sınır muhafaza müdürü, astsubaylar komiser ve uzman erbaşlar da memur olarak yeni müdürlüğe katılacak. Sonraki personelinin polis akademilerinde yetiştirilmesi planlanan Sınır Muhafaza Genel Müdürlüğü’nde yükselmeler için de ayrı bir şüra düzenlenecek. Sınırötesi operasyonları da yönetecek müdürlüğe ağır silah alma yetkisi de veriliyor. Müdürlük, telefon dinlemelerine de hakim kararı olmadan başlayabilecek.

KÖŞK’TEN HSYK’YA 4 ATAMA

 

cankaya_kosku

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül HSYK üyeliğine 4 atama yaptı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) asil üyeliklerine, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökcen, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Çiçekli, Kayseri Barosu Başkanı Avukat Ali Aydın ile Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü Müşavir Hazine Avukatı Rasim Aytin'i seçti.

HSYK SEÇİM SONUÇLARI

 

hsyk

HSYK’ya adli ve idari yargıdan gelecek üyelerin seçimi için dün binlerce hâkim ve savcı oy kullandı. Adalet Bakanlığı’nın desteklediği iddialarını yalanladığı listedeki isimlerin hepsi seçildi.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na adli yargıdan seçilecek 7 asıl 4 yedek, idari yargıdan seçilecek 3 asıl 2 yedek üyelik için yapılan seçimden, Adalet Bakanlığı’nın örtülü olarak desteklediğini kabul etmediği liste, tulum olarak çıktı. Her hâkim ve savcının, adli yargıda 11, idari yargıda 5 kişi için oy kullanabildiği seçimde, 11 bini aşkın hâkim ve savcının büyük bölümü, YARSAV’ın “bakanlığın listesi” olarak nitelediği isimlere oy verdi. “Bakanlığın listesinde yer alan” adli yargıdan 7 asıl 4 yedek, idari yargıdan 3 asıl 2 yedek isim, fire vermeden HSYK’ya seçildi. Bu durum, listedeki isimler için her kentte örtülü biçimde hâkim ve savcılarla toplantılar yapıldığı iddialarını doğruladı.

HSYK'da 2 kişi adaylıktan çekildi

 

adliye-yargi

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Güngör ile Muş Cumhuriyet Başsavcısı Feridun Süzer, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliği adaylığından çekildi. Yarın yapılacak olan seçimde yarışacak olan aday sayısı 201’den 199’a indi.

Yüksek Seçim Kurulu, adli yargı listesinde adı bulunan Ali Güngör ve Feridun Süzer’in adaylıktan çekilme isteğini kabul etti. Kurul, bastırılmış olunması ve üzerinde değişiklik yapılmasına imkan olmaması sebebiyle oy pusulaları üzerinde değişiklik yapılmamasını kararlaştırdı
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği için yarın yaklaşık 11 bin hakim ve savcı sandık başına gidecek. Adli ve idari yargı hakim ve savcıları, aday olan birinci sınıf hakim ve savcılar arasından HSYK üyeliği için seçim yapacak. Adli yargıda 165, idari yargıda 34 aday en çok oyu almak için yarışacak. İdari yargı seçiminde en çok oy alan 7 aday, adli yargı seçiminde en çok oy alan 3 aday HSYK üyesi olacak.

gazetevatan

TBMM GENEL KURULU BİR ANAYASA MAHKEMESİ ÜYESİNİ DAHA SEÇTİ

 

anayasa-mahkemesiTBMM Genel Kurulu,TürkiyeBarolar Birliği tarafından seçilen üç kişiden biri olan Avukat Celal Mümtaz Akıncı'yı Anayasa Mahkemesi'ne üye seçti.

Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu,Anayasa Mahkemesiüyeliğine, Eski Muş Baro Bakanı Sait Sever, Afyon Baro Başkanı Celal Mümtaz Akıncı, Düzce Baro Başkanı Ali Dilber için seçimyaptı.

Bahçeli'den 'Haşim Kılıç' yorumu

 

devlet-bahceli

1 Ekim Cuma günü açılan TBMM, bugün itibariyle fiili çalışmalarına başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu. MHP lideri, partilerinin ‘kalelerinin düştüğü’ yönündeki yorumlara cevap verirken, amaçlarının kale inşa etmek ve onu korumak olmadığını, vatanın her yöresinin, kendileri için muazzez olduğunu ve ayrılık kabul etmeyen bir bütün olduğunu dile getirdi. “Bizim için tek kale vardır ve o da Türkiye Cumhuriyeti’dir,” dedi ve “Trabzon ne kadar sevdamız ise, Diyarbakır da aynı derecededir,” diye ekledi. Bahçeli, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, anayasanın ilk üç maddesiyle ilgili yorumlarını değerlendirirken ise, söz konusu durumun, ‘kafaların içindeki gizli tarafların ortaya çıkması bakımından anlamlı olduğunu’ öne sürdü.

Sayfa 1 / 3

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »