devletmemuru

Ana Sayfa

Türkiye Yardım Kuruluşları Eliyle Küreselleşiyor

e-Posta

 

Bosna savaşından beri yardım kuruluşları Türkiye’nin gündeminde önemli bir yer işgal etti. Televizyonda yapılan yardımlar anlatıldı, fakir fukara ile yardım etme istidadında olan insanlar buluşturuldu.

Osmanlı havzasındaki kırılgan ülkelerdeki savaşlara insani amaçlı yardımlar ulaştırıldı. Modernleşen şehir hayatında site yaşamına mahkum olmuş insanların gündemlerine fakr u zaruret içinde yaşayan hayatlar sokuldu. Günlük hayatında yoksul insanlarla yüzleşme şansı olmayan insanlara dünyanın dört köşesinde yardım yapma imkânı sunuldu.

Hayır kuruluşları her zaman hayırla yad edilmedi, zaman zaman da medya kuruluşlarının ve hükümetlerin hışmına uğradılar. Üzerlerinden siyasi kampanyalar yürütüldü. İyi günde kötü günde halk bu sivil kuruluşların yanında oldu. Var olan kuruluşları yaşattı ve onlara yeni kuruluşlar ekledi. Halkımız iyi de yaptı.

Bu bayramda İHH ile birlikte Sudan’ın Darfur bölgesine gittik. İnsani Yardım Vakfı’nın yaklaşık 110 ülkeye yardım götürdüğünü biliyordum ama Afrika’nın ortasında yaşayan insanları ve yapılan yardımın neye karşılık geldiğini anlamak için önemli bir fırsattı. İnsani yardım faaliyetlerinin yanı sıra, uzun zamandır dünya gündeminde yer tutan Darfur meselesini anlamaya çalıştım.

Sudan Türkiye’nin üç katı büyüklüğünde, 40 milyon nüfusa sahip bir ülke. Uçsuz bucaksız düzlüklere sahip. Kentleşme oranı oldukça düşük. Kabile ve göçerlerin toplam nüfus içerisinde hatırı sayılır bir ağırlığı var. Mülkiyet ve statüsü belli olmayan göçer kabilelerin kuraklık ve iç savaştan sonra durumları içinden çıkılmaz bir hale dönüşmüş.

Yazının başında insani yardım kuruluşları Türkiye’yi küreselleştiriyor yargısında bulunmuştum. Hartum havaalanına indiğimizde Türkiye’den bütün yardım kuruluşlarını orada gördüm. Almanya’dan Milli Görüş bile gelmişti. Her kuruluşu Sudanlı bir grup karşılıyordu. Daha yirmi sene evvel dünyadan bihaber Türkiye’nin, bugün orta boy bir yardım derneği 100 ülkede faaliyet gösterebiliyor. Ben sadece IHH’nın Sudan’da yaptıklarından bahsedeceğim; bütün kuruluşları hesaba kattığınızda tablo daha da güzelleşir.

İHH Hartum’da bir ameliyathane açmış. Bugüne kadar 20.000 katarakt ameliyatı geçekleştirmiş. İnsani yardımın ruhuna uygun davranıp hiçbir ayrım gözetmeden “mazlumun dini sorulmaz” düsturuna uygun davranmış; Hıristiyan, Müslüman, Arap, Afrikalı kapıdan her gireni Hızır sayarak hizmet etmişler. Ameliyathanede Sudanlı doktorlara ameliyat eğitimi de verilmiş. Bu durum en az ameliyatlar kadar kıymetli bir iş.

Ayrıca, başta Darfur olmak üzere, su kuyuları açmış; birkaç tanesini görme imkanımız oldu. Kimi birkaç köye, kimi bir mahalleye, kimi çölün ortasına binlerce hayvana sulak olmuş. Allah bir kuruş dahi yardım edenden razı olsun. İngilizler 40 yıl bu toprakları sömürmüş, bin metreden petrol çıkaran sömürgeciler kırk metreden su çıkarmayı akledememiş. İHH’dan sonra, UNICEF de su kuyusu açmaya başlamış.

Yine okulları var önemli merkezlerde. İlkokul fonksiyonu görecek olan medreseler açmış. Başında öğretmeni, köylerden toplanan 600 öğrenci bir okulda eğitim görüyor. Darfur eyaletinin başkenti Niyala’da iki cami inşa etmişler. Birisinde Cuma namazı kıldık, mahallelinin Türkiye’ye olan teşekkürü görülmeye değerdi.

İnsani Yardım Vakfı’nın bir başka faaliyeti ise yetim projesi olmuş. Şu an 260 yetim çocuk Türkiyeli yardımseverlerin desteğiyle hayatlarını idame ettiriyorlar. Bayramlık hediyelerini birlikte dağıttık.

Sudan’da yapılan en başarılı çalışma Darfur’da yerel bir derneğin kurulması olmuş. TZANNUM adlı kurum çalışkan temiz ve memleketini seven insanlardan oluşuyor. Başlangıçta bir bilgisayarı bile olmayan dernek, bugün dünyanın birçok yardım kuruluşunu Darfur’da temsil etmektedir. Mülteci kampları, fakir köylüler ve varoşlardaki herkesle dost ve tanıdıklar. Sudan’ın gerçek sahiplerinin gayretleri ve bize gösterdikleri aşırı ihtimam onların kendi insanlarının varoluş mücadelesine ne denli saygılı olduklarını gösterir.

Bayram namazı açık alanda kılınıyor. Bizdeki namazgahlara benzer bir mekan. Bütün Niyalalılar beyaz elbiselerini giymiş namaza durmuştu. Hürriyet gazetesinden Ersin Kalkan, Fatih doğumlu olmanın avantajını kullanarak bayram namazına gitmek için beyaz gömleğini yanında getirmeyi ihmal etmemiş. Namaz bitince, Kızılay, IHH, Kimse Yok Mu, Yardım Eli, Milli Görüş, Anadolu’dan bağımsız yardım getiren kişiler, hepimiz yan yana gelip bayramlaştık. Niyala halkı heyecanla bizleri selamladı…

Bütün bu heyecan yaşanırken Deniz Feneri Derneği’nin burada olmayışına üzüldüm. Deniz Feneri’ni bu yarıştan koparan insanların hangi iyiliklere mani olduklarını anlamaları için Afrika’yı görmeleri lazım.

Dünyanın öbür ucunda yaşayan insanların acılarını paylaştıkları için Türk halkına ve yardım kuruluşlarına teşekkür ederim.

İhsan AKTAŞ / Haber 7

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile